Elektrik Mühendisleri Odası

Elektrik Mühendisleri Odası, elektrik tasarrufu cihazlarının aldatmaca olduğunu bildirdi. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), ‘’sözde elektrik tasarruf cihazları”nın tamamen bir aldatmacadan ibaret olduğunu belirterek, kamuoyunun kandırılmasının önlenmesi amacıyla Reklam Kurulu ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na başvuruda bulunacaklarını bildirdi.
Odadan yapılan yazılı açıklamada, elektrik üretiminin sunumunda yaratılan plansızlık ve verimsizliğin yol açtığı yüksek maliyetleri karşılaması istenen vatandaşlara ”enerji verimliliği” kampanyaları ile ”ceplerini yakmayan fatura” hayalleri kurdurulduğu belirtilerek, enerjinin verimli kullanılması ve gereksiz kullanımını ortadan kaldıracak tasarruf önlemlerinin bir yaşam biçimi haline gelmesi gerektiği vurgulandı.
Açıklamada, vatandaşların enerji alanında piyasa yönetiminin yarattığı zafiyetlerin bedelini ödediklerinin farkında olması gerektiğine işaret edilerek, enerji tasarruf yöntemleri ile bu bedelden kurtulamayacaklarını bilmeleri gerektiği belirtildi.
Binalarda yapılacak elektrik tasarrufu ile yüzde 20-40 daha az enerji tüketimi mümkün olabilecekken, 2 yılda konutlar için birim elektrik fiyatlarına yapılan zammın yüzde 70′i aştığı ifade edilen açıklamada, yani vatandaşların yapacakları tasarrufla, piyasacı enerji yönetiminin yol açtığı zamlardan kurtulmasına imkan olmadığı kaydedildi.
Açıklamada, enerji tasarrufu sağlayan cihazlar piyasasının ”tasarruf tacirleriyle” dolduğuna dikkat çekilerek, bu alanda tam bir bilgi kirliliği yaratıldığı ifade edildi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı başta olmak üzere yetkili kurumların bu konularda vatandaşları uyardığı dile getirilen açıklamada, bilime, mühendisliğe ve tekniğe aykırı iddialarda bulunan şirketlerle ilgili işlem yapıldığına ilişkin herhangi bir bilginin kamuoyuna açıklanmadığı kaydedildi.
Açıklamada, Elektrik Mühendisleri Odası’nın, kamu yararını gözeterek, elektrik kullanımını azaltmadan faturaları azalttığını iddia eden aletleri laboratuvar ortamında incelettirerek bir rapor hazırladığı belirtilerek, ”Adı geçen ’sözde elektrik tasarruf cihazları’ tamamen bir aldatmacadan ibarettir” denildi.
”BU CİHAZLAR İLAVE AKTİF ENERJİ TÜKETİMİNE SEBEP OLUYOR”
Büyük işletmelerde zorunlu olan kompanzasyon işleminin, elektrik akımının iş görmeyen gücü olarak tanımlanabilecek ”reaktif enerji”nin sisteme geri verilerek, toplam elektrik üretiminde yaratacağı gereksiz artış etkisini önlemeye yönelik olduğu ifade edilen açıklamada, öncelikle, mevcut mevzuata göre ”mesken abonelerine, tek fazla beslenen abonelere, bağlantı gücü 9 kilovata kadar olan abonelere” reaktif enerji tarifesi uygulanmadığı belirtildi.
Açıklamada, yani bu abonelerin kompanzasyon yapmalarına gerek duyulmadığı, bu nedenle de bu sayaçların reaktif enerji kaydetmedikleri bildirilerek, elektrik tasarruf cihazı adı altında satışa sunulan bu tür aletlerin zaten kayda girmeyen bu reaktif enerjiye yönelik küçük kompanzasyon aletleri olduğu kaydedildi.
Konuyla ilgili piyasada satılan 3 cihaz üzerinde Odanın bir çalışma yaptığı hatırlatılan açıklamada, çalışma sonucunda her 3 cihazın da kondansatör fonksiyonu gösterdiği bildirildi.
Açıklamada, bu cihazlar veya kondansatörlerin devrelere bağlanması olayının kompanzasyon işlemi olarak elektrik tesislerinde uygulanan yöntem olduğu ve cihazların kendi kayıpları büyük olduğundan ekonomi yerine ilave aktif enerji tüketimine sebep olduğu ifade edildi.
Sonuç olarak bu cihazların aktif enerjiden tasarruf sağlamasının söz konusu olmadığı bildirilen açıklamada, ”Ne yazık ki bu cihazlar, görsel ve yazılı medyada reklamlar yoluyla yer almakta, marketlerde, elektronik ortamda satılmaktadır. Kamuoyunun kandırılmasının önlenmesi amacıyla EMO tarafından Reklam Kurulu ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na başvuruda bulunulacaktır” ifadesine yer verildi.

+12 Ocak 2010 Salı, 20:52

Mekanik anlamda sürtünmeyi azaltan

Mekanik anlamda sürtünmeyi azaltan, yakıt tasarrufu sağlayan ürün geliştirildi.Türk teknoloji firması, nanoteknolojiyi kullanarak, bor madeninden sanayi ve gemicilik sektöründe enerji ve yakıt tasarrufu sağlayacak iki yeni ürün geliştirdi.
NNT Nanoteknoloji Bor Ürünleri AR-GE Sanayi Ticaret A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Anıl Akın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, firma olarak yaklaşık 18 yıldır nanoteknoloji ve bor üzerine çalıştıklarını, işe başladıklarında devletin AR-GE kurumlarıyla ve üniversitelerle işbirlikleri yaptıklarını, ancak 18 yıl önce nanoteknoloji konusunda bir ön yargının olduğunu söyledi.
Dünyadaki bor madeninin yüzde 94′ünün Türkiye’de bulunduğunu anlatan Akın, şunları kaydetti:
”Borun önemini ortaya koymak açısından bazı çalışmalar yaptık. Bu çalışmalar neticesinde şu ortaya çıktı; bor gelecekte askeri ve sivil sanayide çok faydalar sağlayacak değişik ürünler ortaya çıkarabilecek kapasiteye sahip bir maden. Biz de bunun işlenmesi, ülkeye katma değer sağlaması açısından AR-GE çalışmalarına önem verdik. Firmamızda çalışan bilim adamlarıyla, akademisyenlerle beraber değişik projeler geliştirdik. Endüstriyelleşmeye hazır 20′ye yakın projemiz var. Savunma sanayi ve sağlık sektörüne kadar birçok değişik projemiz var. Hepsi de bor bazlı nanoteknoloji ile geliştirilmiş projelerdir.”
”NANOLUBE” İLE YAKIT TASARRUFU
Akın, yağlamayla ilgili yaptıkları çalışmalarda, piyasada üretilen ve satılan konvansiyonel yağlayıcıların, belli bir süreye kadar fayda gösterdiğini, daha sonrasında ise kimyasal tepkimeye girdiğini, etkisini kaybettiğini ve sanayide büyük kayıplara yol açtığını gördüklerini belirtti.
Yağın etkisi kaybolduğu taktirde ciddi aşınmaların ve sürtünmelerin ortaya çıktığını ifade eden Akın, ”Parçalar eskiyor, elektrik ve enerji sarfiyatları artıyor. Bunun minimuma indirilmesi için bor madeni ile nanoteknolojiyi bir araya getirerek maksimum seviyede çalışacak bir yağlayıcı, dolayısıyla enerji ve yakıt tasarrufu sağlayacak bir ürün ortaya çıkması konusunda çalışma yaptık. Elde ettiğimiz veriler neticesinde ‘nanolube’ adını verdiğimiz ürün ortaya çıktı” diye konuştu.
Avrupa’nın en önde gelen bağımsız kuruluşları olan Almanya’daki TÜV Laboratuvarı, Almanya Devlet Malzeme Araştırma Laboratuvarı, Almanya Nanoteknoloji Araştırma Laboratuvarı ve İngiltere Kraliyet Motor Araştırmaları Enstitüsünde ve Amerika’daki Sauthwest Research Institute’de ürün testi yaptıklarını dile getiren Akın, şunları söyledi:
”Yapılan testler sonucunda ürünün gerçekten nanoteknolojik ve bor madeniyle işlenmiş yeni nesil bir yağlayıcı olduğu ortaya çıktı. İkincisi, kullanıldığı sistemlerde eğer bu otomobil ise yüzde 10 ve üzeri yakıt tasarrufu sağladığı, eğer bir üretim makinesiyle burada da ciddi oranda elektrik tasarrufu sağladığı ortaya çıktı. Bunları belgeledikten sonra piyasaya girme anlamında firmalarla referans çalışması yaptık.”
”REFERANS ÇALIŞMASI TÜRKİYE’DE ZOR”
Referans çalışmasının Türkiye’de zor olduğunu, büyük fabrikaların ve bu fabrikalarda çalışan mühendislerin duruma daha çok şüpheci yaklaştıklarını anlatan Akın, ”Ürünü, Türk firması ürettiği için kabullenememe durumu söz konusu. Bu teknolojiyi bir Türk firmasının geliştiremeyeceğini düşünüyorlar. Geliştirmiş olsa dahi söz edilen faydaları sağlayamayacağı gibi ön yargılarla karşılaştık” dedi.
”Nanolube” ile fabrikalardaki üretim sistemleriyle denemeler yaptıklarını ifade eden Akın, ”Ortaya şu çıktı. Bu ürün sayesinde yüzde 7 ile 10 arasında elektrik tasarrufu sağlanıyor, mevcut sistem daha randımanlı çalışıyor. Ürünün, parçaları koruma özelliği sergilediği, yağın kalitesinin arttığı ve ısı derecelerinin düştüğü gibi birçok sonuçlar aldık” diye konuştu.
 SANAYİ KURULUŞLARIYLA SİGORTA ANLAŞMASI
Fabrikalardaki üretim makinelerinin pahalı ve 24 saat çalışan sistemler olduğunu anlatan Akın, ”Nanolube” ürününü kullanan sanayi kuruluşlarıyla uluslararası geçerliliği olan bir sigorta anlaşması yaptıklarını, ürünü kullanan her müşterinin kullandığı sistemi garanti altına almış olduklarını belirtti.
Akın, aylık yaklaşık 2 milyon TL gibi enerji tüketimi olan bir tesisin ”Nanolube” ile yüzde 7,5 civarında bir elektrik tasarrufu yaptığını, bunun aylık 150 bin TL tasarruf sağladığını ifade etti.
”Nanolube” gibi bir ürünün Türkiye’de ilk olduğunu, daha da yaygınlaştırmak istediklerini belirten Akın, ”Berlin’de ofisimiz var. Oradan distribütörlük veriyoruz. Avrupa Birliği ülkelerine bu ürünle ilgili ihracatımız başlayacak. Almanya, Fransa, İsveç, Norveç ülkeleri öncelikli hedeflerimiz” dedi.
DENİZCİLİK SEKTÖRÜNE ”MARİNE”
Akın, kara taşımacılığında olduğu gibi gemicilik sektörünün de maliyetlerle büyük bir boğuşma içinde olduğunu, gemilerin daha ekonomik ve tasarruflu bir şekilde işletilmesi gerektiğini ifade etti.
Gemilerdeki en büyük sorunun, motorlarının aşırı hararetten dolayı yağ kayıplarına yol açması olduğunu belirten Akın, ”5 bin tonluk geminin buharlaşmadan kaynaklanan yağ kaybı 300-400 litre. Bu miktar, aylık oran olarak değerlendirildiğinde çok ciddi rakamlar ortaya çıkıyor” diye konuştu.
”Marine” ürününü kullandıktan sonra hararetten kaynaklı yağ tüketiminin düştüğünü ve yakıt tüketimine katkı sağladığını gördüklerini söyleyen Akın, şunları kaydetti:
”Ülke ekonomisi adına, yakıt ve yağ tüketiminde çok ciddi tasarruf sağlayan bir ürün olduğu ortaya çıktı. Bunun en önemli özelliği içinde bor madeninin olması. Bor madeninin de çok yüksek teknolojiyle işlenmiş bir hali mevcut bu ürünün içinde. Danimarka’da bir gemi motoru üreticisiyle yapılan testlerde, yüzde 8 yakıt tüketiminde bir düşüş olduğu ispatlandı.”
Sanayi ve Ticaret Bakanlığının verdiği kapasite raporuna göre yıllık 10 milyon litreye ulaşan bir kapasitelerinin olduğunu, ancak bu kapasiteye bir anda ulaşmak için o oranda da ürünün satılabilmesi gerektiğini ifade eden Akın, ”O kapasiteye ulaşılamayabilir ama rakamsal olarak baktığımızda, piyasaya ilk giriş aşamasında nanolube ve marine ürünlerinin her biri için 5-6 milyon avroluk ihracat ve yurt içinde de aynı oranda satış hedefliyoruz. Daha sonraki senelerde bu rakamların 2-3′e katlanacağını düşünüyoruz” dedi.
Akın, her biri 4 litre olan 160 TL’lik ”nanolube” ve 180 TL’lik ”marine” ürünlerinin her biri için 2010 yılında 100 bin adet satış hedeflediklerini belirtti.
”BOR, PETROLE ALTERNATİF”
Akın, önemli bir maden olan bor madeninin kıymetinin bilinmemesinin arkasında siyasi nedenler ve yurt dışı bağlantılı etkenlerin olduğunu ifade etti.
Türkiye’deki bor madeninin yıllarca topraktan alınıp, kamyonlarla gemilere yüklendiğini, Amerika ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerine toprak olarak çok ucuz fiyatlara satıldığını belirten Akın, ”Bu kıymetli madeni işleyerek satışını yaparsak, ülke o kadar çok kazanır. Ancak bunu yapabilmek için de teknolojiye sahip olunması gerekiyor” dedi.
Bugüne kadar üniversitelerde ve akademik kurumlarda bor ve teknolojileri üzerine ciddi çalışmalar yapılmadığı için ortaya bir teknolojinin çıkarılamadığını belirten Akın, ”Öncelikli olarak teknolojinin geliştirilmesi, bu ürünün nasıl kıymetli hale getirilebileceğinin bulunması gerekiyor. Son dönemdeki hükümet, Ankara’da Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü diye bir kuruluş kurdu. Bor üzerine söz sahibi tek yetkili kurumdur bu enstitü. Türkiye bor madeninin kıymetini anladı” diye konuştu.
Uluslararası verilere göre, petrolün 20-30 yıllık bir ekonomik değerinin olduğunu, borun da petrole alternatif bir yakıt ürünü olarak kullanılabilecek özelliklerinin bulunduğunu anlatan Akın, ”Boru yakıt olarak ürettik, ancak bu yakıtı şu anda konsantre halde yakıt deposuna ekliyoruz. Bu bor yakıtlarının bir ilkidir. Dünyada ilk defa bir bor madeni bir araba deposunun içine girdi” dedi.
Akın, resmi verilere göre, dünya rezervinin yüzde 94′ünü barındıran Türkiye’de binlerce yıl kullanıma yetecek kadar bor madeninin bulunduğunu kaydetti.

+13 Ocak 2010 Çarşamba, 10:43

HP

Müşterilerinin BT altyapısının yenilenmesi ve dönüşümünde liderlik ederek şirketlerin verimliliğini artırmaya devam eden HP, düzenlediği basın buluşmasında Network Çözümleri ile kurumlara sağladığı iş faydalarını tanıttı.
HP, 2010 yılında kurumlara network çözümleri alanında kolay yönetilebilir ve kapsamlı altyapılar sağlayarak iş performansı ile yatırım geri dönüşünü artırmayı tüm hızıyla sürdürüyor. Güç Kaynağı ve Soğutma Çözümleri Sağlama Programı ile endüstri standartlarına uygun veri merkezleri kuran HP, teknoloji transferini hızlandırıyor ve az enerji tüketen, düşük maliyetli, çevreci donanım alternatifleri sunuyor. HP küresel dönüşüm kapsamında kurumların BT altyapılarını Tümleşik İletişim yaklaşımıyla ele alıyor ve Network konusunda yatırım ve Ar-Ge çalışmalarını ara vermeden sürdürüyor.Bu bağlamda, HP Türkiye Teknoloji Hizmetleri Ülke Müdürü Nur Yolcu Nakiboğlu ve Network Çözümleri İş Birimi Yöneticisi Murat Hatipoğlu liderliğinde düzenlenen basın buluşmasında, HP’nin network çözümleri alanında kurumlara sağladığı iş faydaları 3 ana başlıkta toplanıyor:• Veri merkezlerinde performansın arttırılması ve uygulamalardaki kolaylıklar• Network güvenliğinin sağlanması • HP Tümleşik İletişim (UC) ürün portföyü ile gelen zengin iletişim seçenekleri: ses, faks, e-posta, sesli posta, görüntülü konferans, veri konferansı, ses konferansı, iş istasyonlarıyla ortak çalışma, kablosuz iletişim ve mobil cihaz iletişimi.Kurumsal Veri Merkezi Network Çözümü, veri merkezlerinin diğer sistemlere bağlanmasını kolaylaştırmak ve veri merkezini temel alan birleşik bir network sistemi kurmak için sunulan en iyi çözümleri bir araya getiriyor. Bu çözümler, Network, Güvenlik, Uygulama Hızlandırma ve Veri Merkezini Yüksek Hızlı Veri Yoluyla Diğer Sistemlere Bağlama ve Konsolidasyon seçeneklerini kapsıyor. Söz konusu seçenekler, veri merkezi uygulamalarının performansını artırarak bu uygulamaların çok daha kolay kullanılmasını sağlıyor.
Ağlar ve bu ağlar üzerinden sunulan hizmetleri izinsiz olarak değiştirme ve engelleme girişimlerinden korumayı kapsayan Network Güvenliği konusunda bilgi veren Network Çözümleri İş Birimi Yöneticisi Murat Hatipoğlu, müşterilerinin kendi bünyelerinde bulunan BT personelinin BT güvenliği ile ilgilendiklerini söyledi. Hatipoğlu sözlerine şöyle devam etti: “HP olarak müşterilerimize birçok ek hizmet sunuyoruz, çünkü konuya daha farklı bir yaklaşımımız var. Çoğu yaklaşım geleneksel güvenlikle ilgilenir, yani BT altyapısını çevre unsurlardan korur. Ancak dünya ve iş yapış tarzları değiştiği için tek başına bu yaklaşım yeterli değildir.” İşbirlikleri, ağ birleşimleri, uzaktan çalışan personel, misafirler ve dışarıdan alınan danışmanlık hizmetlerine bağlı olarak sınırların yeterince iyi tanımlanmamış olduğunun altını çizen Hatipoğlu, birçok güvenlik ihlalinin ağın içerisinden gelebileceğini söyledi. Hatipoğlu, “Güvendiğimiz insanlar, internette dolaşırken veya arkadaşlarının harici belleklerinden, farkında olmadan bir virüsü ağa taşıyabilirler. Tanımlı kullanıcılar verilere ihtiyaçları olmadığı halde erişebilirler. Günümüzün tehditlerini azaltmak için yeni teknikler ve teknoloji kullanmak şarttır” dedi.
Network Güvenliği ayrıca, network’ün zararlı etkilere yol açmadan doğru bir şekilde çalışmasını sağlıyor. Network güvenliği verilerin doğru olarak aktarılmasını, bu verilere kolayca erişilebilmesini ve verilerin gizliliğinin korunmasını garanti altına alıyor.
HP Türkiye Teknoloji Hizmetleri Ülke Müdürü Nur Yolcu Nakiboğlu ise HP Tümleşik İletişim (UC) Çözümleri hakkında bilgi verdi. Nakiboğlu, HP’nin karışıklığı giderici ve müşterilerin, iş ortaklarının ve çalışanların gerekli kaynağa gerekli zamanda ulaşmalarını sağlayan ve bu şekilde daha etkili iletişim çözümleri sunan işletmelere yönelik bir portföye sahip olduğunu söyledi. Nur Yolcu Nakiboğlu, HP Tümleşik İletişim Çözümleri’nin şirketlerin erişilebilirlik durumu, anlık mesajlaşma, IP telefonu & ağları, konferans, tümleşik mesajlaşma (sesli mesaj, e-posta ve fakslar için ortak bir mesaj saklama yeri) gibi teknolojileri bir arada entegre şekilde kullanılmasının sağladığının altını çizdi.

+13 Ocak 2010 Çarşamba, 11:31

VeTeknoloji

İzmir Büyükşehir

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’nin ilk otobüs simülatörünü kullanan kurum oldu.   Kent içi toplu ulaşımda görev yapan otobüs şoförlerini simülatör cihazı ile eğitmeye başlayan ESHOT Genel Müdürlüğü, hem kullanacağı aracı tanımayan sürücülerin eğitim sırasında yaşayacağı riskleri ortadan kaldırıyor hem de önemli ölçüde yakıt tasarrufu sağlıyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, toplu ulaşımda önemli yatırımlara imza atarak filosunu yüksek teknolojiye sahip otobüslerle güçlendirirken, personel eğitimi konusunda da örnek atılımlar gerçekleştiriyor. Bugüne dek uçak, gemi, tren, askeri araç, kamyon ve binek araç sürüş özelliğine sahip simülatörler çeşitli resmi ve özel sektör kuruluşları tarafından kullanıldı. Otobüs sürücüleri eğitimi için tasarlanmış ilk ve tek araç simülatörü, ESHOT Genel Müdürlüğü bünyesinde hizmete girdi. Simülatörün tasarım ve yazılımı ESHOT’ta bulunan 2009 model Mercedes Conecto tipi körüklü otobüsü sürüş özelliklerine uygun olarak ihaleyi alan firmanın teknik elemanları tarafından hazırlandı. Simülatördeki sürücü koltuğu, direksiyon simidi, gösterge paneli, sinyal kolu, gaz ve fren pedalları, kumanda düğmeleri gibi şoför tarafından sürüş esnasında kullanılan tüm aksesuar, bu körüklü otobüsün orijinal yedek parça ve malzemeleri kullanılarak ve araçtaki gerçek konuma uygun monte edilerek üretildi.
Simülasyon sistemi ile ESHOT Genel Müdürlüğü personeli, ekonomik ve güvenli bir eğitim süreci yaşıyor. İşe yeni başlayacak personelin kullanacağı aracı tanıması, sürüş güvenliği ve kurallarını öğrenmesi amacıyla kurulan sistem sayesinde sürücüler aynı zamanda ekonomik sürüş için en doğru kullanım özelliklerini de görebiliyor. Gerçek bir otobüsün sürücü kabini esas alınarak kurulan sistem, bir bilgisayar programına bağlı olarak çalışıyor. Sürücünün günlük otobüs seferi sırasında yerine getirmesi beklenen tüm kriterler programda yer alıyor. Çeşitli arazi koşulları, gece-gündüz zaman dilimleri, karlı ve yağışlı hava gibi farklı iklim özellikleri, inen-binen yolcular, trafik işaretleri ve pek çok etken sanal olarak sürücünün karşısına çıkabiliyor. Sistem, sürücünün uyması gereken kurallar ve sürüş başarısı çerçevesinde, puanlama tablosu da oluşturuyor. Simülatör sayesinde kullanacağı aracı tanımayan sürücünün eğitim sürecinde yaşayacağı riskler ortadan kaldırıldığı gibi, önemli ölçüde yakıt tasarrufu da sağlanıyor.
Sistemi denemek amacıyla direksiyon başına geçen deneyimli şoförler, simülatörü kullanmanın, gerçek otobüs kullanmaktan çok farklı olmadığını belirtti.
ESHOT Genel Müdürü Gül Şener, kurum olarak eğitimler sırasında riski sıfıra indirmek, zamandan ve yakıttan tasarruf sağlamak gibi nedenlerle bu sistemi hayata geçirdiklerini söyledi. Şener, ‘ESHOT’un bütçesinin yüzde 21.93′ü akaryakıt tüketiminden dolayı harcamaları göstermektedir. ODTÜ tarafından yapılan bir araştırmada simülatör kullanımıyla bu tüketimin yüzde 10′lara yakın tasarruf sağladığını ortaya koymaktadır. Çünkü simülatörde pedala nasıl basılacağı, fren pedalının en tasarruflu şekilde nasıl kullanılacağı gibi hususlar öğretilmektedir. Akaryakıt tasarrufunun üstüne gitmeye şiddetle ihtiyacımız vardı ve bu konuda simülatör üretilerek önemli bir ihtiyaç giderildi.’ dedi.

+13 Ocak 2010 Çarşamba, 11:51

Belçika Birinci

Belçika Birinci Futbol Ligi, futbol tarihinde bir ilke imza atmaya hazırlanıyor. Maçlara biletle giriş devrini bitirmeyi amaçlayan projede, biletlerin yerini elektronik kimlik kartları alacak. Futbolseverlerin stada gelmeden önce internet ortamında kimlik kartlarını; bilgisayarlarında bulunan kart okuyuculara yerleştirerek online şekilde yerlerini ayırmaları ve stada geldiklerinde de elektronik kimlik kartlarını statlarda bulunan okuyuculara okutması yeterli olacak.  Ekonomi Bakanı Vincent Van Quickenborne, Belçika’da artık herkesin elektronik kimlik kartına sahip olduğunu, bu kimlikte bulunan çipi, artık birçok alanda kullanılması gerektiğini söyledi. Quickenborne, internetten uzun zamandır biletlerin satın alınabildiğini, ancak bu sistemde bilgisayardan çıktı alıp, bu çıktıyı stat gişelerinde biletle değiştirilmesi gerektiğini, bunun da kâğıt israfı olacağını ifade etti. Yeni sistemin kâğıt israfını da önleme açısından çok önemli olduğunu dile getiren Quickenborne, bu uygulamanın diğer ülkelerde örnek olunabilecek bir sistem olduğunu aktardı.
Yeni uygulamanın bütün müsabakalarda uygulanmaya geçmesinden önce, kısa bir süre denenecek. Sistem, 30 Ocak tarihinde oynanacak olan Charleroi-Lokeren ve 6 Mart tarihinde oynanacak Club Brugge-Roeselare karşılaşmalarında test edilecek. Yeni uygulamayla maçı izleyen herkesin kimliği belli olduğundan, taraftarlar arası şiddetin de önüne geçilebilecek. Uygulamayla birlikte sahte bilet ve karaborsa bilet satışlarının da tarihe karışacağı ifade ediliyor. 

+13 Ocak 2010 Çarşamba, 15:14

Hayatı kolaylaştırmak

Hayatı kolaylaştırmak için birçok buluşa imza atan Japonlar, başlarına dert olan kargalardan kurtulamıyor. Son 10 yıldır Japonya’da nüfusları hızla artan ve boyları 50 santimetreyi geçen kargalar, Japonya’da sorunlara neden oluyor.
İnsanlara saldıran ve başlarına pisleyen, çöpleri dağıtan, yer yer insanların yediği masadan veya elinden yiyeceğini çalan kargalar için Japon profesörler projeler üretiyor. İlk olarak 2008 yılında 300 bin evin çatısına kargaları kaçırmak için bal petekleri koyup arıların sayesinde kargalardan kurtulmak isteyen uzmanlar, bal peteği koyacak ev bulamayınca projeden vazgeçtiler.
İkinci proje olarak sokaklara kargaları kovmaya yarayacak süpürge koymayı planlayan Japonlar şimdilik proje için gerekli çalışmaları sürdürüyorlar. En son 2009 yılında planlanan projenin yakında hayata geçeceği, karga başına 50 dolar ödül konacağı ve proje için 700 bin dolar kaynak ayrıldığı belirtiliyor.

+13 Ocak 2010 Çarşamba, 16:18

Wifi

Wifi sinyalleriyle telefonlarınızı şarj edin.Kablosuz internet sinyalleri artık cep telefonlarını şarj edecek! İşte şaşırtıcı buluşun detayları.RCA firması telefonların şarj problemini ortadan kaldırmaya hazırlanıyor. Wifi sinyallerini elektrik enerjisine çeviren yeni cihaz yüzünden şarj aletleri tarihe karışabilir.
Cihazı kullanmak için online olmaya gerek yok, sadece sinyali almak yeterli. Şarj kalitesi çevredeki Wifi kaynaklarının fazlalığına ve sinyal kalitesine göre değişiyor. Cihaz Wifi sinyallerini kendi lityum pilinde depoluyor ve daha sonra bir usb bağlantıyla telefona aktarıyor.
Şarj cihazı çok büyük bir güç üretmese de RCA yetkilileri bir Blackberry’nin şarj seviyesini iki saatten az bir sürede %30′dan %100′e çıkarabildiğini açıkladılar. RCA ayrıca bu projesini telefon pillerine entegre etmeyi ve şarj aletlerini tamamen ortadan kaldırmayı planlıyor.

+13 Ocak 2010 Çarşamba, 21:29

CHIP Online

Canlı duvar

‘Canlı duvar’ Time dergisi tarafından 2009′un en iyi 50 buluşundan biri seçildi. Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’da bir otelin duvarı yaşıyor. Time dergisi tarafından ‘2009′un en iyi 50 buluşu’ndan biri seçilen ‘canlı duvar’, aslında sanatçı ve bilim adamı Patrick Blanc’ın bir eseri.
Blanc’ın, toprağa gereksinim olmadan dikey bir şekilde büyüyen bitki buluşları, sadece Londra’da değil, Bangkok, Paris, New York ve Tokyo’da da birçok yapının duvarlarını kaplıyor.Bu bitkileri sarmaşıklardan ayıran özellik ise toprağa gereksinim olmadan büyüyebilmeleri. Yaklaşık 10 yılını kayalar ve ağaçlar üzerinde doğal olarak büyüyen yabani bitkileri inceleyerek geçiren Blanc, incelemelerinin ardından bu bitkileri binaların duvarlarında da yetiştirmeyi başarmış.
Bitkileri yerleştireceği şehirlerdeki iklime ve görsel estetik ile uyuma göre, hangi bitkileri binalarda kullanacağı seçen Blanc, 1994′den bu yana 140 adet ‘dikey bahçe’ oluşturdu. Bunların en bilinenleri ise Paris’teki Quai Branly Müzesi, New York Manhattan’daki Marithe ve François Girbaud mağazası, Cenevre’deki Akvaryum ve Bangkok’taki Siam Paragon alışveriş merkezi.
Londra’nın merkezindeki Green Park’ın tam karşısında bulunan bir otelin bir cephesini kaplayan Blanc’ın ‘yaşayan duvarı’ ise sanatçının Birleşik Krallık’taki ilk ve tek eseri.
Otel yetkilileri, ‘dikey bahçeyi’ duvarlarına yerleştirme kararını şöyle açıkladı:
‘Neden dikey bahçeyi otelimizin duvarına yerleştirdik? Çünkü, estetik olarak Green Park’ı bütünlüyor, ayrıca Londra’nın biyodeğişimini simgeliyor ama en önemlisi çok eğlenceli ve biz bu bahçeyi çok sevdik.”Canlı duvarın’, internetteki sosyal iletişim ağı facebook’ta bir hayran sayfası bile olduğunu söyleyen yetkililer, botanik meraklılarının Blanc’ın duvar için hangi bitki türlerini kullandığını ve bunların adlarını bu sayfadan öğrenebileceklerini belirtti.

+25 Aralık 2009 Cuma, 21:43

Bilim kanıtladı

Bilim insanları ay ve güneşteki hareketlerin ve gel-git dönemlerinin depremleri tetikleyici etkisini ilk kez kanıtladı.
Ay ve Güneş’in hareketlerinin depremleri tetiklediği bilimsel olarak ilk kez kanıtlandı. İngiltere’de yayınlanan bilim dergisi Nature’da yer alan araştırmaya göre Türkiye’deki Kuzey Anadolu Fay Hattı’yla büyük benzerliği bulunan ABD’deki San Andreas Fay Hattı’nda yapılan araştırmada küçük depremlerin Ay ve Güneş hareketleriyle bağlantılı olduğu görüldü. Çalışmayı yürüten California Üniversitesi’nde görev alan bilim adamlarına göre bunun sebebi fay hatlarının arasında bulunan basınçlı su olabilir.   
DOKUNSANIZ SARSILIR
Ay’ın hareketleriyle meydana gelen gel-git etkisiyle çekilen su, fay hattını çıplak ve dirençsiz halde bırakıyor. Böyle bir durumda en ufak bir etki bile fayın yerinden oynamasına ve küçük çaplı depremlere yol açabiliyor. Uzmanlar, “O an orada bulunup katmanı elinizle bile itseniz bir depreme sebep olabilirsiniz” uyarısında bulundu. Araştırma için California’da bulunan fay hattında 8 yıl içinde gerçekleşen 2 binin üzerinde sarsıntı üzerine analizler yapıldı ve Ay ve Güneş hareketleri incelendi.

+25 Aralık 2009 Cuma, 22:28

Sinirleri Yok Eden Saat

Bu saat ''sinirleri'' alıyor

Sinirleri yok eden saat cıktı bakalım türk halkı tarafından sevilip tutulacakmı 2010 yılında satış patlaması yapmayı hedefleyen saat firması hedeflerine ulaşa bilecekmi pek yakın zamanda bunu izleyecez ve göreceğiz
Dünyanın ünlü saat üreticisi firmalarından Jacques Lemans’ın, ”Isee Watch” adını verdiği koleksiyonuyla kullanıcısına ”kaliteli uyku” vaat ettiği saatin kadın ve erkek versiyonu yeni yıl öncesinde satışa sunuldu. Dünyaca ünlü markaların yeni modellerini Adanalı müşterileriyle buluşturan Swiss ve Time Saat Optik Mağazalar Müdürü Ayhan Salkım’dan edindiği bilgiye göre, Jacques Lemans’ın, 2010′un satış rekorları kırması beklenen bu ürününün kadın ve erkek versiyonları bulunuyor.
Bu saatlerde, klasik tarzdaki ISEE saatlerinde kullanılan otomatik makine ve deriye temas eden kısımlarda yer alan özel karbon bileşenleri sayesinde kişi kendini enerjik, mutlu ve rahatlamış hissediyor ve böylece deliksiz ve kaliteli bir uyku uyuyor.
Almanya Uyku Düzeni Araştırma Enstitüsü (ISIS) tarafından yapılan uzun süreli araştırmalar sonucu bu saatlerin uykuya dalma süresinde yüzde 82, uyku kalitesi, stressiz ve dinlenmiş uyanma hissinde yüzde 83 iyileşme, fiziksel performansta yüzde 84 artış, uyku bölünmesinde ise yüzde 81 oranında azalma olduğu bilimsel olarak kanıtlandı.
Saatin erkek ve kadın versiyonlarının ortak özellikleri metal aksamların antialerjik, camlarının ise çizilmez kristal cam olması. Her iki saat de, mekanik kol hareketinden aldığı enerji ile çalışıyor. Erkek versiyonunun kordon bölümü hakiki timsah derisinden oluşuyor.
Kadın versiyonunun çerçevesi ve kordonundaki metal kısımlar çelik, sarı kısımlar ise 20 mikro altın kaplamadan oluşuyor.
Saatlerin kadınlar için olanı 540 avro, erkekler için olanı ise 400 avrodan satışa sunuluyor.

+16 Aralık 2009 Çarşamba, 20:33

« Önceki YazılarSonraki yazılar »