|
MAKEDONYALI 9 yaşındaki Marko Calasan, bilişim alanındaki dehasıyla sadece yaşıtlarına değil, kendisinden büyüklere de parmak ısırtıyor. Öyle ki Calasan dünyanın en önemli bilişim şirketlerinden Microsoft’tan Sistem Mühendisi Sertifikası alan en genç insan oldu. İngilizceyi de ana dili gibi konuşan 9 yaşındaki çocuk, 2 yaşında okuma ve yazmayı öğrenmiş. Bilgisayar ile bir yıl sonra tanışan Calasan, şimdi 8-11 yaşlarına okulda bilgisayar dersi veriyor, ayrıca bir vakıfta sistem uzmanı olarak çalışıyor. Sistem mühendisi sertifikalarını almak için ileri düzeyde bilgisayar bilmek gerekiyor ve bunun için her yıl binlerce insan sınava giriyor.
Macedonian 9-year-old Marko Calasan, with genius in the field of information not only to their peers, she makes big bite to the fingers. So that the world’s most important information company Calasan Systems Engineer Certification from Microsoft was the most young people. English as primary language spoken in the 9-year-old child, 2 years old have learned to read and write. Met a year later with a computer Calasan, now 8-11 years in school to give computer lessons, as well as a foundation specialist in the system is running. To receive a certificate system engineers with advanced computer needs to know and for that every year thousands of people will take the exam.
Bir grup malzeme bilimcisi çok ince üretilmiş bir endüstriyel cam parçasında çok yüksek miktarlarda elektrik enerjisini depolamayı başardılar. Kapasitörlerin bir parçası olarak iki metal tabakanın arasına yerleştirilen bu cam şeritler, kalp ritmini düzenleyici defibrilatör gibi cihazlarda çok yüksek miktarda enerjiyi bir anda boşaltabiliyor. Hatta bu kapasitörlerin yeni nesil elektrikli taşıtlarda enerji kaynağı
olarak kullanılabileceği düşünülüyor.
Genellikle dikdörtgen plaka şeklinde
malzemeden yapılan kapasitörler,
bataryaların yapamadığı görevleri
yapabildiği için, elektronik alanında
hayati öneme sahip. Her bir kapasitör,
dielektrik ismi verilen ve elektrik enerjisini
depolayıp birdenbire büyük miktarlarda
boşaltabilen yalıtkan bir malzeme içerir.
Kapasitörlerin bataryalara oranla çok
hızlı bir şekilde şarj edilebilme ve bu
enerjiyi boşaltma kapasitelerine sahip
olmaları onları, fotoğraf makinesi flaşları
ve dizel motorların marş düzenekleri gibi,
güçlü enerji sinyallerine ihtiyaç duyulan
durumlarda çok kullanışlı hale getirir. Aynı
zamanda kapasitörler, sadece binlerce
kezle sınırlı dolup boşalabilme kapasitesine
sahip olan bildiğimiz şarj edilebilir
pillerden farklı olarak, milyonlarca kez
şarj-deşarj olabilme kapasitesine sahiptir.
Araştırmacılar modern cihazların artan
elektrik gücü ihtiyaçlarını karşılamak
için daha çok elektrik depolayabilen
malzeme arayışı içerisindeler ve
endüstriyel cam teknolojisi de bu noktada
karşımıza çıkıyor. Endüstriyel camlar
evlerimizde kullandığımız pencere
camlarından ve aynalardan çok daha
sağlamdır ve tekrarlanan kimyasal
tepkimelere karşı daha dayanıklıdır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan
Pennsylvania Devlet Üniversitesi
Malzeme Bölümü’nden araştırmacılar,
plazma ve LCD televizyonlarda kullanılan
baryum alüminyum borosilikat olarak
adlandırılan çok ince bir endüstriyel camın,
yüksek-enerji depolayan kapasitörlerde
günümüzde yaygın olarak kullanılan
polipropilene kıyasla iki kattan daha fazla
elektrik depolayabildiğini keşfettiler.
Materials Letters dergisinin
internet sayfasında bildirildiğine göre
araştırmacılar, 50 mikrometre (bir saç
telinin yarıçapı) kalınlığındaki cam
parçalarını 10-20 mikrometre kalınlığa
inene kadar aside maruz bıraktılar.
Daha sonra, elde ettikleri malzemeyi
iki elektrot arasına sıkıştırıp artan
miktarlarda elektrik akımı vermek
suretiyle malzemenin elektrik enerjisine
dayanma eşiğini tespit ettiler. Malzeme
bu eşiğe (yaklaşık 22.000 Volt) ulaştığında
depolanan enerji, yazarlardan biri
olan Nicholas Smith’in ifadesiyle,
“havadaki bir şimşek gibi” boşaldı.
Smith’e göre bu kadar yüksek
miktarlarda enerji depolayabilme
kapasitesi, camı kapasitör ve benzeri
enerji depolayan ürünler üzerine çalışan
insanların ilgi odağı haline getirmiştir.
Maliyetinin de düşük olması, bu
malzemeyi, maliyeti genelde yüksek
olan özel polimerler veya nanobileşikler
üzerinde çalışan araştırmacılar açısından
daha da cazip hale getirmiştir.
A group of scientists is very thin material produced very high amounts of an industrial glass fragments were able to store electrical energy. As a part of capacitors placed between two metal layers to the glass ribbons, heart rhythm devices such as regulatory defibrillator to a very high amount of energy can be evacuated at this time. In fact, this new generation of capacitors in electric vehicle energy source
be used as is thought.
Usually in the form of rectangular plates
material made from capacitors,
battery can not do the tasks
can do for the electronic field
vital. Each capacitor,
dielectric and electrical energy supplied to the name
and store large amounts of a sudden
includes an insulating material can be discharged.
Capacitors compared with battery
Can be rapidly charged and
energy discharge capacity with
them to be, the camera flashes
and diesel engine starter mechanism, such as
powerful energy signals needed
makes very useful in cases. Same
When the capacitors, just thousands
times limited by the capacity to fill in the vacant
which we know has a rechargeable
Unlike batteries, a million times
charge-discharge is capable of.
Researchers increasingly modern equipment
electric power to meet the needs
can store more power for
material and are at in the quest
industrial glass technology at this point
comes against us. Industrial glass
In our house we use windows
than of glass and mirror
chemically stable, and repeated
reaction against more durable.
The United States
Pennsylvania State University
Researchers from the Department of Materials,
used in plasma and LCD televisions
as barium aluminum borosilicate
referred to a very thin glass industry,
The high-energy storage capacitors
nowadays widely used
more than doubled compared to polypropylene
could have discovered electricity storage.
Materials Letters magazine
website reportedly
researchers, 50 micrometers (one hair
wire radius) thick glass
10-20 micrometers thick pieces
added until the acid-exposed.
Then, they obtained the material
increasingly squeezed between two electrodes can
amounts of electrical current to
electrical energy through the material
were determined based on the threshold. Materials
this threshold (approximately 22,000 volts) when it reaches
stored energy, the author of
Nicholas Smith’s statement that with
“In the air like a lightning” is empty.
According to Smith, so high
amounts of energy to store
capacity, glass and similar capacitor
working on energy storage products
brought into focus the attention of people.
Also low cost, this
material, often of high cost
The special polymers or nanobileşikler
researchers working on in terms of
was made even more attractive.

Görünmezlik konusunda önemli adımlar!Görünmezlik sadece edebiyatın değil, hayatın da gerçeği olabilir: Görünmezliğin sırrı bulundu!İnsanoğlunun çok uzun zamandır hayallerini süsleyen görünmezlik konusunda bilim adamlarından iyi haber var. Görünüşe göre Çinli bilim adamları görünmezliğin sırrını çözdüler. Şangay’daki Fundam Üniversitesi’nde görev yapan bilim adamları konuyla ilgili çok önemli aşamalar kaydettiklerini açıkladılar.
Bilim adamlarının yaptıkları açıklamaya göre görünmezliğin sırrı su üzerinde yüzen, gümüş kaplanmış nano partiküllerde saklı. Yapılan açıklamada şu sözler yer alıyor: ‘Manyetik alanın olmadığı bir ortamda nano partiküller suyun üzerinde yüzebilir. Bu ortamda nano partiküller kendiliklerinden zincirler oluşturacak şekilde bir araya gelir ve daha kalın parçalar oluşturabilirler’.
Konuyla ilgili tek sorunun bu sadece bir teori olması. Her ne kadar teorik olarak doğruluk payı olduğu yönünde çok sayıda görüş belirtilmiş olsa da, ışın yönünü değiştirerek etrafından geçmesini sağlayabilecek bu alanın şu anki teknoloji ile nasıl üretileceğinin bilinmemesi, şu an için teorinin pratiğe dönüşmesinin önündeki en büyük engel.
+11 Ocak 2010 Pazartesi, 21:21
CHIP Online

İnfrared ısıtıcılarda yüzde 30 tasarruf sağlayan panel
üretildi. Son yılların ısınmak için en çok kullanılan
ısıtıcıları arasında yer alan infrared ısıtıcılarda en az yüzde 30 elektrik
tasarrufu sağlayan doğal refrakter panel üretildi. Ekotaş markasıyla Jeofizik
mühendisi Taner Karabulut tarafından infrared ısıtıcılar için geliştirilen taş
panel, 25 TL’den satışa sunuldu. Açık ve kapalı alanlarda
kısa sürede hızlı bir ısınma ve infrared ısıtıcılar için en az yüzde 30 elektrik
tasarrufu sağlama iddiasıyla üretilen doğal refrakter panel Ekotaş’ın, infrared
ısıtıcı kapalı konumdayken de mevcut sıcaklığı daha uzun süre koruduğu ifade
edildi.
Üretici firma Ekotaş tarafından yapılan yazılı açıklamada, Ekotaş Doğal
Refrakter Panelleri’nin, standart infrared ısıtıcıların neden olduğu açık
konumdayken yanma, kapalı konumdayken donma hissini en aza indirerek, hem kalıcı
ısınma, hem de daha fazla elektrik tasarrufu sağlandığı ifade edildi. Dış ısı
yaklaşık 15 derecedeyken, 30 m3 bir odayı 23 derecede sabit tutmak için,
standart infrared ısıtıcı 7 dakika yanıp, 2 dakika sönerken, Ekotaş’lı infrared
ısıtıcıda yanma süresi 2 dakika, sönük kalma süresi 6 dakika olarak denendiği
bildirildi. Dolayısıyla, Ekotaş ile cihazın termostat ayarı doğru olarak
yapıldığında yüzde 30 – 55 daha az elektrik tüketimi ile aynı ısı seviyesi
sağlanmış oluyor.
Açıklamada, ‘Ekotaş Doğal Refrakter Panel, insanların yoğun bulunduğu sinema,
toplantı salonları, restoran ve kafeteryalar gibi kapalı, havalandırılması
gereken yerlerde kalıcı ve uzun süreli bir ısınma şansı sunuyor. Doğal refrakter
panel, standart infrared ısıtıcılara takıldığında ekonomik faydası da ilk
faturadan itibaren görülecek.’ denildi.
Jeofizik mühendisi Taner Karabulut tarafından geliştirilen panel, 25 TL’ye
satışa sunuldu. Ürün satış noktalarıyla ilgili bilgi www.ekotas.com internet adresinde yer
alıyor.
+12 Ocak 2010 Salı, 14:08

Yıldız Dağları’nda, dünyada daha önce rastlanmamış 1 bitki türü ile Türkiye’de hiç görülmeyen 7 bitki türüne rastlandı. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Botanik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve ”Yıldız Dağları’nda Biyolojik Çeşitliliğin ve Doğal Kaynakların Korunması ve Sürdürülebilir Geliştirilmesi Projesi” yöneticisi Prof. Dr. Neriman Özhatay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çevre ve Orman Bakanlığınca yürütülen ve Avrupa Birliğince desteklenen proje kapsamında Yıldız Dağları’nda araştırma yaptıklarını söyledi.
Projenin bitkilerle ilgili kısmının İstanbul Üniversitesinden Doç. Dr. Emine Akalın, Uzm. Biyolog Yeter Yeşil, Biyolog Serpil Demirci ile Trakya Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Necmettin Güler ile Dr. Hüseyin Ersoy’un oluşturduğu ekip tarafından 3 grup halinde gerçekleştirildiğini bildiren Prof. Dr. Özhatay, şöyle devam etti:
”Geçen yıl Mayıs-Ekim döneminde yapılan bu çalışmalarda dünya daha önceden rastlanmamış 1, Türkiye’de 7, Trakya bölgesinde 14 bitki türü gün yüzüne çıkartıldı.
Dünyada ilk kez bulunan bitki türü Yabani Soğan (Allium rumelicu). Türkiye florasına kayıtlı olmayan, ancak Balkanlarda yetişen bu bitkilerde Allium saxatile Bieb, Anthoxanthum gracileBiv, Elatine triandra Schkuhr, Galeopsis speciosa Mill, Galium bulgaricum Velen, Hypericum umbellatum A. Kerner, Scorzonera creticaWilld bitki türlerindir.”
-TRAKYA’NIN ÇOK ÖNEMLİ GEN KAYNAĞI
Prof. Dr. Neriman Özhatay, arazi çalışmalarında çiçekli bitkiler ve eğreltilerin flora araştırmaları çerçevesinde toplandığını, her birinin baryum örneği halinde getirildiğini ve tayin edildiğini belirtti.
Floristik çalışmalarda 52 gün arazi çalışması yapıldığını ve 266 farklı bölgeden 796 türe ait 2 bin 547 örnek toplandığını bildiren Prof. Dr. Özhatay, şunları kaydetti:
”Bu arazi çalışmaları sırasında toplanan örnekler ve daha önce toplanan örnekler, her baryumlarda bulunan türler ile ilgili yayınlara dayanılarak Biyosfer Rezerv alanında bin 377 yabani bitki çeşidinin yetiştiği saptanmıştır. Tüm Trakya’da ise 2500 bitki türü bulunmaktadır.
Bunlardan 16 tanesi endemiktir. Bir diğer deyişle Türkiye dışında başka bir ülkede doğal olarak yetişmez. Korunması gereken ülkemizin, Trakya’nın çok önemli gen kaynaklarıdır. Bulunan bu yeni bitki türleri, Türkiye’nin ve Trakya’nın bitki zenginliğini gösteriyor.”
+12 Ocak 2010 Salı, 14:25

Sadece Amanos Dağları’nda bulunan ve 6 antenli olması nedeniyle böcek koleksiyoncuları tarafından büyük ilgi gösterilen, nesli tükenme riski taşıyan geyik böceklerinin koruma altına alınması ve tanıtımının yapılması amacıyla proje hazırlandığı bildirildi. Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erol Atay, Dörtyol ilçesine bağlı Kuzuculu beldesinde faaliyet gösteren Amanos Çevre Koruma ve Dayanışma Derneği (AÇED) tarafından hazırlanan ”Akbez Geyik Böceğinin Koruma Altına Alınması ve Tanıtımı Projesi”nin Birleşmiş Milletler Küresel Çevre Fonu tarafından kabul gördüğünü ve 8 bin 500 dolar hibe desteği sağlandığını söyledi.
Aralık ayında başlayan ve şubatta sona erecek 3 aylık proje kapsamında, geyik böceklerinin yaşadığı Amanos Dağları’nda incelemeler yapacaklarını ifade eden Atay, bu türün koruma altına alınması için vatandaşları bilinçlendirmeye çalışacaklarını kaydetti. Sadece Amanos Dağları’nda bulanan 6 antenli geyik böceğinin koleksiyoncular tarafından büyük ilgi görmesi nedeniyle yöre halkının tanesi 5 TL’den toplandığını ve bu nedenle neslinin tehlike altında olduğunu vurgulayan Atay, şöyle devam etti:
”Amanos Dağları’nda bulunan 6 antenli geyik böceklerimiz büyük risk altında. Sadece 2 ay yaşayan ve bir kez yavru verdikten sonra ölen böcekler, köylüler tarafından bilinçsizce toplanıyor. 6 antenli olması nedeniyle büyük ilgi gören böcekler, Uzak Doğu ülkelerinde tanesi 3-4 bin dolara alıcı buluyor. Bu da yöremize özgü endemik bir tür olan böceklerimizin nesillerini büyük risk altına sokuyor. Proje kapsamında, köylülere kitapçık dağıtıp, afişlerle tanıtım yaparak endemik türün korunmasını sağlayacağız.”
AÇED tarafından hazırlanan ve danışmanlık hizmeti verdiği proje kapsamında, 2 bin adet kitapçık çıkartacaklarını, ayrıca afiş ve el ilanı hazırlatacaklarını ifade eden Atay, bunların geyik böceğinin yaşadığı alanlarda bulunan köylülere dağıtılacağını söyledi.
SAYI ARTACAK
AÇED Başkan Yardımcısı Nazım Sönmez ise Birleşmiş Milletler’den aldıkları hibe desteğinin yanı sıra projeye dernek olarak da 8 bin 500 dolar maddi kaynak sağlayacaklarını kaydetti.
Proje kapsamında böceklerin toplanıp ticaretinin yapılmasını engelleyeceklerini, bu şekilde ender türün sayısını arttırmayı hedeflediklerini vurgulayan Sönmez, ”Her yıl bu böcekler için koleksiyoncular, bölgemizi ziyaret ediyor. Köylüler tarafından toplanan böcekleri alarak, ülkelerine götürüyorlar. Bu şekilde, böceklerin neslini tehlike altına atıyorlar. Çok nadir olan bu türden koleksiyoncuların her yıl en az 20 tanesini götürdüğünü tahmin ediyoruz. Önlem alınmazsa bir süre sonra bölgemizde 6 antenli geyik böceklerini hiç göremeyecek hale geleceğiz” diye konuştu.
Sönmez, üç aylık proje sonunda yöreye özgü böceklerin hem tanıtımını yapacaklarını hem de koruma altına alarak neslinin devamını sağlayacaklarını sözlerine ekledi.
+12 Ocak 2010 Salı, 15:52

Dünyanın en küçük dünya haritası!Koca dünya bir saç telinin yarısı genişliğine nasıl sığdı? İşte nanoteknolojinin geldiği son nokta.Bir yandan Google Earth, uydu görüntülerini de kullanarak tüm dünyayı mümkün olduğu kadar büyük detaylı ve büyük bir halde bizlere aktarmaya çalışırken, diğer yandan bilim adamları dünyayı küçültmeye çalışıyorlar. Ve sonunda bu hayallerini gerçekleştirerek dünyanın en küçük haritasını oluşturmayı başardılar. Bu sayfada defalarca büyütülmüş halini gördüğünüz dünyanın en küçük haritasında tüm kıtalar ve toprak parçaları açıkça görünebiliyor.
Bilim adamlarının çok özel bir teknik kullanarak oluşturdukları dünyanın en küçük haritası, gerçeğinin 1 trilyonda biri ölçeğinde oluşturuldu ve toplam büyüklüğü insan saçının bir telinin yarısı büyüklüğünde. Bir silikon çipinin üzerinde oluşturulan bu harita insan gözünün sağlıklı bir şekilde seçebilmesi için ancak 30 adımdan oluşan bir büyütme süreci sonucunda görüntülenebiliyor.
Tabii ki burada önemli olan sadece bu kadar küçük bir harita üretilebilmiş olması değil. Nano teknolojinin geldiği boyutlar dünyayı bir saç telinin yarısına sığdırabiliyor ve aynı teknoloji farklı alanlarda çok daha işe yarar amaçlarla kullanılabilecek hale getirilebilmesi için mükemmelleştirilmeye devam ediyor.
+12 Ocak 2010 Salı, 18:54
CHIP Online

Elektrik Mühendisleri Odası, elektrik tasarrufu cihazlarının aldatmaca olduğunu bildirdi. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), ‘’sözde elektrik tasarruf cihazları”nın tamamen bir aldatmacadan ibaret olduğunu belirterek, kamuoyunun kandırılmasının önlenmesi amacıyla Reklam Kurulu ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na başvuruda bulunacaklarını bildirdi.
Odadan yapılan yazılı açıklamada, elektrik üretiminin sunumunda yaratılan plansızlık ve verimsizliğin yol açtığı yüksek maliyetleri karşılaması istenen vatandaşlara ”enerji verimliliği” kampanyaları ile ”ceplerini yakmayan fatura” hayalleri kurdurulduğu belirtilerek, enerjinin verimli kullanılması ve gereksiz kullanımını ortadan kaldıracak tasarruf önlemlerinin bir yaşam biçimi haline gelmesi gerektiği vurgulandı.
Açıklamada, vatandaşların enerji alanında piyasa yönetiminin yarattığı zafiyetlerin bedelini ödediklerinin farkında olması gerektiğine işaret edilerek, enerji tasarruf yöntemleri ile bu bedelden kurtulamayacaklarını bilmeleri gerektiği belirtildi.
Binalarda yapılacak elektrik tasarrufu ile yüzde 20-40 daha az enerji tüketimi mümkün olabilecekken, 2 yılda konutlar için birim elektrik fiyatlarına yapılan zammın yüzde 70′i aştığı ifade edilen açıklamada, yani vatandaşların yapacakları tasarrufla, piyasacı enerji yönetiminin yol açtığı zamlardan kurtulmasına imkan olmadığı kaydedildi.
Açıklamada, enerji tasarrufu sağlayan cihazlar piyasasının ”tasarruf tacirleriyle” dolduğuna dikkat çekilerek, bu alanda tam bir bilgi kirliliği yaratıldığı ifade edildi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı başta olmak üzere yetkili kurumların bu konularda vatandaşları uyardığı dile getirilen açıklamada, bilime, mühendisliğe ve tekniğe aykırı iddialarda bulunan şirketlerle ilgili işlem yapıldığına ilişkin herhangi bir bilginin kamuoyuna açıklanmadığı kaydedildi.
Açıklamada, Elektrik Mühendisleri Odası’nın, kamu yararını gözeterek, elektrik kullanımını azaltmadan faturaları azalttığını iddia eden aletleri laboratuvar ortamında incelettirerek bir rapor hazırladığı belirtilerek, ”Adı geçen ’sözde elektrik tasarruf cihazları’ tamamen bir aldatmacadan ibarettir” denildi.
”BU CİHAZLAR İLAVE AKTİF ENERJİ TÜKETİMİNE SEBEP OLUYOR”
Büyük işletmelerde zorunlu olan kompanzasyon işleminin, elektrik akımının iş görmeyen gücü olarak tanımlanabilecek ”reaktif enerji”nin sisteme geri verilerek, toplam elektrik üretiminde yaratacağı gereksiz artış etkisini önlemeye yönelik olduğu ifade edilen açıklamada, öncelikle, mevcut mevzuata göre ”mesken abonelerine, tek fazla beslenen abonelere, bağlantı gücü 9 kilovata kadar olan abonelere” reaktif enerji tarifesi uygulanmadığı belirtildi.
Açıklamada, yani bu abonelerin kompanzasyon yapmalarına gerek duyulmadığı, bu nedenle de bu sayaçların reaktif enerji kaydetmedikleri bildirilerek, elektrik tasarruf cihazı adı altında satışa sunulan bu tür aletlerin zaten kayda girmeyen bu reaktif enerjiye yönelik küçük kompanzasyon aletleri olduğu kaydedildi.
Konuyla ilgili piyasada satılan 3 cihaz üzerinde Odanın bir çalışma yaptığı hatırlatılan açıklamada, çalışma sonucunda her 3 cihazın da kondansatör fonksiyonu gösterdiği bildirildi.
Açıklamada, bu cihazlar veya kondansatörlerin devrelere bağlanması olayının kompanzasyon işlemi olarak elektrik tesislerinde uygulanan yöntem olduğu ve cihazların kendi kayıpları büyük olduğundan ekonomi yerine ilave aktif enerji tüketimine sebep olduğu ifade edildi.
Sonuç olarak bu cihazların aktif enerjiden tasarruf sağlamasının söz konusu olmadığı bildirilen açıklamada, ”Ne yazık ki bu cihazlar, görsel ve yazılı medyada reklamlar yoluyla yer almakta, marketlerde, elektronik ortamda satılmaktadır. Kamuoyunun kandırılmasının önlenmesi amacıyla EMO tarafından Reklam Kurulu ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na başvuruda bulunulacaktır” ifadesine yer verildi.
+12 Ocak 2010 Salı, 20:52

Mekanik anlamda sürtünmeyi azaltan, yakıt tasarrufu sağlayan ürün geliştirildi.Türk teknoloji firması, nanoteknolojiyi kullanarak, bor madeninden sanayi ve gemicilik sektöründe enerji ve yakıt tasarrufu sağlayacak iki yeni ürün geliştirdi.
NNT Nanoteknoloji Bor Ürünleri AR-GE Sanayi Ticaret A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Anıl Akın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, firma olarak yaklaşık 18 yıldır nanoteknoloji ve bor üzerine çalıştıklarını, işe başladıklarında devletin AR-GE kurumlarıyla ve üniversitelerle işbirlikleri yaptıklarını, ancak 18 yıl önce nanoteknoloji konusunda bir ön yargının olduğunu söyledi.
Dünyadaki bor madeninin yüzde 94′ünün Türkiye’de bulunduğunu anlatan Akın, şunları kaydetti:
”Borun önemini ortaya koymak açısından bazı çalışmalar yaptık. Bu çalışmalar neticesinde şu ortaya çıktı; bor gelecekte askeri ve sivil sanayide çok faydalar sağlayacak değişik ürünler ortaya çıkarabilecek kapasiteye sahip bir maden. Biz de bunun işlenmesi, ülkeye katma değer sağlaması açısından AR-GE çalışmalarına önem verdik. Firmamızda çalışan bilim adamlarıyla, akademisyenlerle beraber değişik projeler geliştirdik. Endüstriyelleşmeye hazır 20′ye yakın projemiz var. Savunma sanayi ve sağlık sektörüne kadar birçok değişik projemiz var. Hepsi de bor bazlı nanoteknoloji ile geliştirilmiş projelerdir.”
”NANOLUBE” İLE YAKIT TASARRUFU
Akın, yağlamayla ilgili yaptıkları çalışmalarda, piyasada üretilen ve satılan konvansiyonel yağlayıcıların, belli bir süreye kadar fayda gösterdiğini, daha sonrasında ise kimyasal tepkimeye girdiğini, etkisini kaybettiğini ve sanayide büyük kayıplara yol açtığını gördüklerini belirtti.
Yağın etkisi kaybolduğu taktirde ciddi aşınmaların ve sürtünmelerin ortaya çıktığını ifade eden Akın, ”Parçalar eskiyor, elektrik ve enerji sarfiyatları artıyor. Bunun minimuma indirilmesi için bor madeni ile nanoteknolojiyi bir araya getirerek maksimum seviyede çalışacak bir yağlayıcı, dolayısıyla enerji ve yakıt tasarrufu sağlayacak bir ürün ortaya çıkması konusunda çalışma yaptık. Elde ettiğimiz veriler neticesinde ‘nanolube’ adını verdiğimiz ürün ortaya çıktı” diye konuştu.
Avrupa’nın en önde gelen bağımsız kuruluşları olan Almanya’daki TÜV Laboratuvarı, Almanya Devlet Malzeme Araştırma Laboratuvarı, Almanya Nanoteknoloji Araştırma Laboratuvarı ve İngiltere Kraliyet Motor Araştırmaları Enstitüsünde ve Amerika’daki Sauthwest Research Institute’de ürün testi yaptıklarını dile getiren Akın, şunları söyledi:
”Yapılan testler sonucunda ürünün gerçekten nanoteknolojik ve bor madeniyle işlenmiş yeni nesil bir yağlayıcı olduğu ortaya çıktı. İkincisi, kullanıldığı sistemlerde eğer bu otomobil ise yüzde 10 ve üzeri yakıt tasarrufu sağladığı, eğer bir üretim makinesiyle burada da ciddi oranda elektrik tasarrufu sağladığı ortaya çıktı. Bunları belgeledikten sonra piyasaya girme anlamında firmalarla referans çalışması yaptık.”
”REFERANS ÇALIŞMASI TÜRKİYE’DE ZOR”
Referans çalışmasının Türkiye’de zor olduğunu, büyük fabrikaların ve bu fabrikalarda çalışan mühendislerin duruma daha çok şüpheci yaklaştıklarını anlatan Akın, ”Ürünü, Türk firması ürettiği için kabullenememe durumu söz konusu. Bu teknolojiyi bir Türk firmasının geliştiremeyeceğini düşünüyorlar. Geliştirmiş olsa dahi söz edilen faydaları sağlayamayacağı gibi ön yargılarla karşılaştık” dedi.
”Nanolube” ile fabrikalardaki üretim sistemleriyle denemeler yaptıklarını ifade eden Akın, ”Ortaya şu çıktı. Bu ürün sayesinde yüzde 7 ile 10 arasında elektrik tasarrufu sağlanıyor, mevcut sistem daha randımanlı çalışıyor. Ürünün, parçaları koruma özelliği sergilediği, yağın kalitesinin arttığı ve ısı derecelerinin düştüğü gibi birçok sonuçlar aldık” diye konuştu.
SANAYİ KURULUŞLARIYLA SİGORTA ANLAŞMASI
Fabrikalardaki üretim makinelerinin pahalı ve 24 saat çalışan sistemler olduğunu anlatan Akın, ”Nanolube” ürününü kullanan sanayi kuruluşlarıyla uluslararası geçerliliği olan bir sigorta anlaşması yaptıklarını, ürünü kullanan her müşterinin kullandığı sistemi garanti altına almış olduklarını belirtti.
Akın, aylık yaklaşık 2 milyon TL gibi enerji tüketimi olan bir tesisin ”Nanolube” ile yüzde 7,5 civarında bir elektrik tasarrufu yaptığını, bunun aylık 150 bin TL tasarruf sağladığını ifade etti.
”Nanolube” gibi bir ürünün Türkiye’de ilk olduğunu, daha da yaygınlaştırmak istediklerini belirten Akın, ”Berlin’de ofisimiz var. Oradan distribütörlük veriyoruz. Avrupa Birliği ülkelerine bu ürünle ilgili ihracatımız başlayacak. Almanya, Fransa, İsveç, Norveç ülkeleri öncelikli hedeflerimiz” dedi.
DENİZCİLİK SEKTÖRÜNE ”MARİNE”
Akın, kara taşımacılığında olduğu gibi gemicilik sektörünün de maliyetlerle büyük bir boğuşma içinde olduğunu, gemilerin daha ekonomik ve tasarruflu bir şekilde işletilmesi gerektiğini ifade etti.
Gemilerdeki en büyük sorunun, motorlarının aşırı hararetten dolayı yağ kayıplarına yol açması olduğunu belirten Akın, ”5 bin tonluk geminin buharlaşmadan kaynaklanan yağ kaybı 300-400 litre. Bu miktar, aylık oran olarak değerlendirildiğinde çok ciddi rakamlar ortaya çıkıyor” diye konuştu.
”Marine” ürününü kullandıktan sonra hararetten kaynaklı yağ tüketiminin düştüğünü ve yakıt tüketimine katkı sağladığını gördüklerini söyleyen Akın, şunları kaydetti:
”Ülke ekonomisi adına, yakıt ve yağ tüketiminde çok ciddi tasarruf sağlayan bir ürün olduğu ortaya çıktı. Bunun en önemli özelliği içinde bor madeninin olması. Bor madeninin de çok yüksek teknolojiyle işlenmiş bir hali mevcut bu ürünün içinde. Danimarka’da bir gemi motoru üreticisiyle yapılan testlerde, yüzde 8 yakıt tüketiminde bir düşüş olduğu ispatlandı.”
Sanayi ve Ticaret Bakanlığının verdiği kapasite raporuna göre yıllık 10 milyon litreye ulaşan bir kapasitelerinin olduğunu, ancak bu kapasiteye bir anda ulaşmak için o oranda da ürünün satılabilmesi gerektiğini ifade eden Akın, ”O kapasiteye ulaşılamayabilir ama rakamsal olarak baktığımızda, piyasaya ilk giriş aşamasında nanolube ve marine ürünlerinin her biri için 5-6 milyon avroluk ihracat ve yurt içinde de aynı oranda satış hedefliyoruz. Daha sonraki senelerde bu rakamların 2-3′e katlanacağını düşünüyoruz” dedi.
Akın, her biri 4 litre olan 160 TL’lik ”nanolube” ve 180 TL’lik ”marine” ürünlerinin her biri için 2010 yılında 100 bin adet satış hedeflediklerini belirtti.
”BOR, PETROLE ALTERNATİF”
Akın, önemli bir maden olan bor madeninin kıymetinin bilinmemesinin arkasında siyasi nedenler ve yurt dışı bağlantılı etkenlerin olduğunu ifade etti.
Türkiye’deki bor madeninin yıllarca topraktan alınıp, kamyonlarla gemilere yüklendiğini, Amerika ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerine toprak olarak çok ucuz fiyatlara satıldığını belirten Akın, ”Bu kıymetli madeni işleyerek satışını yaparsak, ülke o kadar çok kazanır. Ancak bunu yapabilmek için de teknolojiye sahip olunması gerekiyor” dedi.
Bugüne kadar üniversitelerde ve akademik kurumlarda bor ve teknolojileri üzerine ciddi çalışmalar yapılmadığı için ortaya bir teknolojinin çıkarılamadığını belirten Akın, ”Öncelikli olarak teknolojinin geliştirilmesi, bu ürünün nasıl kıymetli hale getirilebileceğinin bulunması gerekiyor. Son dönemdeki hükümet, Ankara’da Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü diye bir kuruluş kurdu. Bor üzerine söz sahibi tek yetkili kurumdur bu enstitü. Türkiye bor madeninin kıymetini anladı” diye konuştu.
Uluslararası verilere göre, petrolün 20-30 yıllık bir ekonomik değerinin olduğunu, borun da petrole alternatif bir yakıt ürünü olarak kullanılabilecek özelliklerinin bulunduğunu anlatan Akın, ”Boru yakıt olarak ürettik, ancak bu yakıtı şu anda konsantre halde yakıt deposuna ekliyoruz. Bu bor yakıtlarının bir ilkidir. Dünyada ilk defa bir bor madeni bir araba deposunun içine girdi” dedi.
Akın, resmi verilere göre, dünya rezervinin yüzde 94′ünü barındıran Türkiye’de binlerce yıl kullanıma yetecek kadar bor madeninin bulunduğunu kaydetti.
+13 Ocak 2010 Çarşamba, 10:43

Müşterilerinin BT altyapısının yenilenmesi ve dönüşümünde liderlik ederek şirketlerin verimliliğini artırmaya devam eden HP, düzenlediği basın buluşmasında Network Çözümleri ile kurumlara sağladığı iş faydalarını tanıttı.
HP, 2010 yılında kurumlara network çözümleri alanında kolay yönetilebilir ve kapsamlı altyapılar sağlayarak iş performansı ile yatırım geri dönüşünü artırmayı tüm hızıyla sürdürüyor. Güç Kaynağı ve Soğutma Çözümleri Sağlama Programı ile endüstri standartlarına uygun veri merkezleri kuran HP, teknoloji transferini hızlandırıyor ve az enerji tüketen, düşük maliyetli, çevreci donanım alternatifleri sunuyor. HP küresel dönüşüm kapsamında kurumların BT altyapılarını Tümleşik İletişim yaklaşımıyla ele alıyor ve Network konusunda yatırım ve Ar-Ge çalışmalarını ara vermeden sürdürüyor.Bu bağlamda, HP Türkiye Teknoloji Hizmetleri Ülke Müdürü Nur Yolcu Nakiboğlu ve Network Çözümleri İş Birimi Yöneticisi Murat Hatipoğlu liderliğinde düzenlenen basın buluşmasında, HP’nin network çözümleri alanında kurumlara sağladığı iş faydaları 3 ana başlıkta toplanıyor:• Veri merkezlerinde performansın arttırılması ve uygulamalardaki kolaylıklar• Network güvenliğinin sağlanması • HP Tümleşik İletişim (UC) ürün portföyü ile gelen zengin iletişim seçenekleri: ses, faks, e-posta, sesli posta, görüntülü konferans, veri konferansı, ses konferansı, iş istasyonlarıyla ortak çalışma, kablosuz iletişim ve mobil cihaz iletişimi.Kurumsal Veri Merkezi Network Çözümü, veri merkezlerinin diğer sistemlere bağlanmasını kolaylaştırmak ve veri merkezini temel alan birleşik bir network sistemi kurmak için sunulan en iyi çözümleri bir araya getiriyor. Bu çözümler, Network, Güvenlik, Uygulama Hızlandırma ve Veri Merkezini Yüksek Hızlı Veri Yoluyla Diğer Sistemlere Bağlama ve Konsolidasyon seçeneklerini kapsıyor. Söz konusu seçenekler, veri merkezi uygulamalarının performansını artırarak bu uygulamaların çok daha kolay kullanılmasını sağlıyor.
Ağlar ve bu ağlar üzerinden sunulan hizmetleri izinsiz olarak değiştirme ve engelleme girişimlerinden korumayı kapsayan Network Güvenliği konusunda bilgi veren Network Çözümleri İş Birimi Yöneticisi Murat Hatipoğlu, müşterilerinin kendi bünyelerinde bulunan BT personelinin BT güvenliği ile ilgilendiklerini söyledi. Hatipoğlu sözlerine şöyle devam etti: “HP olarak müşterilerimize birçok ek hizmet sunuyoruz, çünkü konuya daha farklı bir yaklaşımımız var. Çoğu yaklaşım geleneksel güvenlikle ilgilenir, yani BT altyapısını çevre unsurlardan korur. Ancak dünya ve iş yapış tarzları değiştiği için tek başına bu yaklaşım yeterli değildir.” İşbirlikleri, ağ birleşimleri, uzaktan çalışan personel, misafirler ve dışarıdan alınan danışmanlık hizmetlerine bağlı olarak sınırların yeterince iyi tanımlanmamış olduğunun altını çizen Hatipoğlu, birçok güvenlik ihlalinin ağın içerisinden gelebileceğini söyledi. Hatipoğlu, “Güvendiğimiz insanlar, internette dolaşırken veya arkadaşlarının harici belleklerinden, farkında olmadan bir virüsü ağa taşıyabilirler. Tanımlı kullanıcılar verilere ihtiyaçları olmadığı halde erişebilirler. Günümüzün tehditlerini azaltmak için yeni teknikler ve teknoloji kullanmak şarttır” dedi.
Network Güvenliği ayrıca, network’ün zararlı etkilere yol açmadan doğru bir şekilde çalışmasını sağlıyor. Network güvenliği verilerin doğru olarak aktarılmasını, bu verilere kolayca erişilebilmesini ve verilerin gizliliğinin korunmasını garanti altına alıyor.
HP Türkiye Teknoloji Hizmetleri Ülke Müdürü Nur Yolcu Nakiboğlu ise HP Tümleşik İletişim (UC) Çözümleri hakkında bilgi verdi. Nakiboğlu, HP’nin karışıklığı giderici ve müşterilerin, iş ortaklarının ve çalışanların gerekli kaynağa gerekli zamanda ulaşmalarını sağlayan ve bu şekilde daha etkili iletişim çözümleri sunan işletmelere yönelik bir portföye sahip olduğunu söyledi. Nur Yolcu Nakiboğlu, HP Tümleşik İletişim Çözümleri’nin şirketlerin erişilebilirlik durumu, anlık mesajlaşma, IP telefonu & ağları, konferans, tümleşik mesajlaşma (sesli mesaj, e-posta ve fakslar için ortak bir mesaj saklama yeri) gibi teknolojileri bir arada entegre şekilde kullanılmasının sağladığının altını çizdi.
+13 Ocak 2010 Çarşamba, 11:31
VeTeknoloji
Sonraki yazılar »
|